İnsanlar
birdenbire ortadan kaybolursa, Dünya nasıl bir yer olur. İşte Alan
Weismann 'The World Without Us' (Bizsiz bir Dünya) adlı ktiabında bu
konuya değinmiş.
Arizona Üniversitesi profesörü olan Weismann, kitabı ile ilgili araştırmaları için Türkiye'ye de gelmiş.
Weismann'ın Bizsiz bir Dünya adlı kitabı, Türkiye'de Altın Kitaplar Yayınevi tarafından satışa sunulmuş olması lazım
İyi bir beyin jimnastiği olmuş. Yıkılmış-bozulmuş bir geleceği kurgulamış. Ancak biz olmaksızın.
2 GÜN SONRA
İnsanların dünyadan birden bire kaybolmasının ardından New York şehrinin altındaki tünelleri ve metroyu sular basacak.
2-4 YIL SONRA
Sularla dolan tüneller yavaş yavaş çöktüğü için binaların temelleri zarar görecek. Yollar da çökmeler meydana gelecek.
5 YIL SONRA
Binaların yıkılmaya başlaması ile borulardaki gaz açığa çıkacak. küçük bir cam parçasından başlayan kılılcımla yangınlar çıkacak
7-10 YIL SONRA
gaz borularının ve ısınmak için binalardaki yakıtların elektirik
kıvılcımlarıyla yanmasıyla binalar artık kullanılamaz halde yanmanın
etkisiyle beton armeler iyice çürümüş ve dökülmeye başlamiştır
20 YIL SONRA
mevsimlerin üzerinden geçtigi kentler içlerinde su birikintileri kalan binaların çürümesi
50 YIL SONRA
metro tünellerinin bakımsızlıktan çürümesi çökmesi sonucu tünellerdeki suyun yollarda dere oluşturması
50-100 YIL SONRA
doğa artık şehrin pis ortamını kirli sokaklarını iyice temizlemiş ve kendi bünyesine almaya başlamıştır
300 YIL SONRA
Şehirdeki bir çok binayı yabani bitkiler saracak. Yapıların
dayanıklılığı zayıflayacak. Binalardaki çelik iskelet dışındaki
bölümler yavaş yavaş yok olacak
500 YIL SONRA
Yabanı bitkiler gökdelenlerin en tepesine kadar her yeri kaplayacak.
Yabanı hayvanlar hayalet şehirlerin içerisinde barınmaya başlayacak.
Belki de yeni canlı türleri ortaya çıkacak.
14 BİN YIL SONRA
artık buzul devri kendini göstermeye başlamıştır ve güçlü olan hayvanlar hayatta kalabiliyor
15 BİN YIL SONRA
Dünya ısısının azalmasıyla buzullar artacak. Buzulların şehirlerde yarattığı tahribat daha fazla olacak
BUZUL ÇAĞI
Dünya sonunda Buzul Çağı'na girecek. Şehirler dev buzulların altında
kalacak. Dev buzulların hareketleri sonucunda dev yapılardan arta
kalanlar binlerce kilometre ötelere süreklenecek. Belki New york'un
Özgürlük Anıt'ı Avrupa sahillerine kadar gelecek.
İşte insan bir gün dünyadan tamamen silindiğinde gerçekleşecekler
2. gün : elektrik kesintisinin ardından, manhattan daki gelişmiş metro
ağının sular altında kalmasını önleyen pompalar devre dışı kalacak.
metro tünelleri sular altında kalmaya başlayacak
1. hafta : acil durumlarda nükleer reaktörlerdeki soğutma sistemini
çalıştıran jeneratörlerin yakıtları tükenecek. nükleer santrallerde
yangınlar çıkacak, patlamalar olacak.
1. yıl : dünya çapında, kentlerin bulunduğu yerlerde bir zamanlar doğal
olarak yaşayan hayvanlar sokaklarda gezmeye, binaları sığınak olarak
kullanmaya başlayacaklar.
3. yıl : soğuk bölgelerdeki su boruları içlerindeki suların donmasayla
çatlayacak. bu durum, binaların duvarlarının da ayrılmasına neden
olabilecek. insanlarla birlikte yaşayan hamamböcekleri ve küçük
kemirgenler gibi canlılar, besinlerin tükenmesi nedeniyle ve ısıtma
olmadığı için soğuktan etkilenerek bir kaç kış içinde tükenecekler.
cadde ve sokaklarda, binalarda çatlayan asfalt ve betonun aralarında
otlar ve ağaçlar bitmeye başlayacak. hava kirliliği ortadan kalktığı
için binaların yüzeyleri likenlerle kaplanmaya başlayacak.
5. yıl : büyük kentlerin çoğu, giderek biriken kurumuş yaprakların
yıldırımların etkisiyle tutuşması sonucunda yangınlara teslim olacak.
ahşap binalardan geriye pek bir şey kalmazken, betonerme binalar, her
ne kadar hasar görselerde ayakta kalabilecekler.
10. yıl : çatıları sağlam olmayan binaların çatılarından sızan sular
binaların içlerinde çürümelere ve ahşap binaların çatılarının çökmesine
neden olacak. ısıtma sistemleri artık çalışmayan binaların çatı ve
duvarları, sızan suların sürekli donması ve erimesi nedeniyle çatlamaya
ve dağılmaya başlayacak.
20. yıl : çoktan sular altında kalmış olan metro hattındaki trenler ve
tünelleri çökmekten koruyan metal sütunlar ve kolonlar paslanmaya
başlayacak ve tüneller çökecek. caddeler, derelere dönüşmeye başlayacak.
100. yıl : hemen hemen bütün binaların çatıları çökmüş olacak ve bu
onların çöküşünü hızlandıracak. büyük depremler, belki de bazı kentleri
yerle bir edecek.
300. yıl : asma köprüler bakımsızlıktan ve paslanmadan çökecek. ancak kemerli köprüler daha yüzlerce yıl ayakta kalabilecek.
500. yıl : ılıman ve sulak bölgelerde ormanlar kentlerin yıkıntılarının
üzerini büyük oranda kaplamış olacak. tarlalar da doğalk bitki
örtülerine kavuşakcaklar. insan yapımı bir çok malzeme, özellikle
plastik olanlar hala ortalıkta olacak.
5000. yıl : atom bombalarının içerdiği nükleer başlıkların içindeki
radyoaktif madde, aşınan başlıklardan dışarı sızmaya başlayacak ve
plütonyum-239, çevredeki bir çok canlı için tehdit oluşturacak.
15000. yıl : buzul çağı başlamış olacak ve orta enlemlere kadar inen buzullar şehirlerde ayakta kalan binaları yerle bir edecek.
35000. yıl : 20. yüzyılda kurşunlu benzin kullanımı sonrasında ortaya çıkan kurşunun topraktaki derişimi normal düzeye inecek.
100.000 yıl : atmosferdeki karbon dioksit oranı, endüstrileşmeden önceki düzeye inecek (bu daha fazla sürebilir)
250.000 yıl : atom bombalarından çevreye yayılan plütonyumun yaydığı radyason doğal düzeye inecek.
1.000.000. yıl : plastiklerin bir çoğu hala bozulmadan kalmış olabilir.
kimse bunların ne kadar dayanabileceğini tam olarak bilmiyor.
10.000.000. yıl : insan yapımı bir çok nesne toprağa karışırken,
bronzdan yapılan heykeller çok da fazla bozulmadan insan ırkının
yadigarı olarak kalıyor.
1.000.000.000 yıl : güneş ısısını artırmaya başladığı için yeryüzü
giderek ısınmaya başlayacak. bir çok tür buna uyum sağlamakta güçlük
çekerek yok olacak.
4.500.000.000. yıl : güneş, kırmızı dev haline gelerek iyice
genişleyecek ve yeryüzü sıcaklıktan kavrulacak. yeryüzünde yaşayan
canlılar bu aşamadan çok uzun süre önce çoktan yok olmuş olacaklar...
Şimdiye kadar evrenden kaydedilen tüm seslerden 6 kat daha kuvvetli
olduğu açıklandı. Kaynağının ne olabileceği konusunda tüm olasılıklar
gözden geçirildi ama hiç birine uymadı. Bilim adamları, evrenin
derinliklerinden gelen bu ses karşısında şaşkınlıklarını gizlemedi.
ABD'de düzenlenen 213. Amerikan Astronomi Birliği'nin konferansında bu
ses enine boyuna tartışıldı. Evrendeki her türlü nesnelerin radyo
dalgaları yaydıkları belirtilirken, bu sesin de radyo dalgaları
incelendi ve yıldızlar, kuasarlar hatta galaksilardan gelen hiçbir
radyo dalgasına benzemediği kararına varıldı.
"YENİ VE İLGİNÇ BİR ŞEY VAR" Bu sesi ilk keşfeden NASA'nın Godard Uzay Uçuş Merkezi'nden Alan Kogut,
konferansta yaptığı konuşmada "Evrende yeni ve ilginç bir şey var"
dedi.
Temmuz 2006'da, atmosferin en üst katmanına (36 bin 500 metre
yüksekliğe), yeni nesil yıldızlardan gelen ısı dalgalarını ölçmek
amacıyla gönderdikleri ARCADE (Absolute Radiometer for Cosmology,
Astrophysics, and Diffuse Emission) adlı uzay aracının bir süre önce,
tesadüfen bu sesi kaydettiğini açıklayan Alan Kogut ve ekibi "Evren
bize gerçekten yeni bir denklem gönderdi. Çözmeye çalışıyoruz" dedi.
"GERÇEKTEN NE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ" Olayı ayrıca incelemeye alan NASA'nın Kaliforniya'daki Psadena Jet
Propulsion Laboratuvarları'ndan uzman Michael Seiffert da "Şu anda
gerçekten ne olduğunu bilmiyoruz. Şimdiye kadar rastladığımız hiçbir
sese benzemiyor. Kaynağı olabilecek tüm olasılıklar devre dışı kaldı.
Ama bilim işte bu yüzden çok heyecan verici" dedi.